muhittinkanburArşiv

1991 Ağustos'unda Türk Cumhuriyetlerinin özgürlük kapıları açılırken maddiyatımın dünyaya gelmesiyle esarete başladım. Kendi hâlinde yaşamayı tercih eden insanların oluşturduğu bir kentte -Erincan'da- dünyaya geldim. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversiteyi, insanların haritada gösterirken zorlanacakları can şehir, Erzincan'da okudum. Efsane vali Recep Yazıcıoğlu'nun adının verildiği okulda, 3. sınıftayken sınıfta ilkokul öğretmenimden yediğim tokattan sonra "Bu iş öyle yapılmaz, böyle yapılır." cümlesindeki "böyle" kavramının içini doldurmak amacıyla önce Milliyet Anadolu Öğretmen Lisesinde okudum. Devamında üniversitede Türkçe Öğretmenliği bölümünü bitirdiğim yıl- 2013'te- Bursa Kestel'e atanarak cehle karşı açtığım savaşın ilk cephesine çıktım. Bu cephede haneme bir sultan misafir ettim. 3 yıllık görevimin ardından istikametim Kocaeli Gebze oldu. Burada dördüncü yılımı bitirirken Anadolu Üniversitesi'nde Tarih bölümünü bitirdim. 2019 yazında hanemize Allah armağanı Gökçe ve Bilge kızlarım geldi.Yayımlanmamış Emrecan Uludağ'da adlı çocuk romanım, şahsiyet içerdiği için yayımlamayı düşünmediğim şiirlerim bulunmakta. Hâlihazırda Kelimeye Minnet adlı kitabımı yazmaktayım. Orhun Yazıtları kelime çözümlemeleri üzerine başladığım kitabım da uzun bir süredir Yusuf peygamber misalidir.

KALBUR SÖZCÜĞÜNÜN ÖYKÜSÜ

Kalbur sözcüğü dilimize Arapçadan, Arapçaya da Latinceden geçmiştir. Delik deşik olmayı “kalbura çevirmek, kalbura dönmek” deyimleriyle anlatırken sonunda başarılı olunmayacak bir iş için “kalburla su taşımak” deyimini  kullanılır. 1876’da Ahmet Vefik Paşa, Lehce-i Osmani eserinde …