Türklük Bilimine Adanmış Bir Ömür: Tuncer Gülensoy ile Söyleşi

dağ arabası

Prof. Dr. Tuncer Gülensoy
Türkolog-Mongolist ve Altayist olarak yüzlerce makale yazmış, millî ve milletler arası birçok kongre ve bilgi şöleni düzenleyerek Türk diline ve Türk dünyasına çok büyük katkılar sağlamıştır. Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Köken Bilgisi Sözlüğü adlı kitabı Türk dili üzerine çalışanlar için baş ucu kitabı hâline gelmiştir.

Daha fazla bilgi için: http://www.gulensoy.com/

Kıymetli hocam, söyleşi isteğimizi kırpmayıp bizleri onurlandırdığınız için öncelikle teşekkür ederiz.

**Ömrünü Türklük bilimine adamış belirli başlı isimler sayılmak istendiğinde şüphesiz akla gelen ilk isimlerdensiniz. Biz gençler sizleri ve eserleriyle Türklüğe hizmet eden diğer büyüklerimizi örnek alarak yolumuzu çizme gayretindeyiz. Şüphesiz sizin de hayatınıza etki eden isimler, eserler olmuştur. Bizler ilk olarak sizi bu alanda güçlü kılan isimleri ve onların eserlerini merak ediyoruz. Ömrünüzü Türklüğe adatan güç ve o gücü temsil eden isimleri sizden istesek kimleri sayarsınız?

Gülensoy: Kitaplarla tanışmaya 1950’li yıllarda başlamıştım. 1958 yılında kütüphaneme koyduğum “Artık Yoldaş Değiliz” adlı  kitap 1956 Macar İhtilâlini anlatıyordu. Daha sonra Amerikan iç harbini anlatan (ismini hatırlayamadım) kitap aldım. Bu arada haftada bir çıkan dergilerden de etkilendim: Bre Doğan; Şeytan Döğen Aydın Reis; Çakırcalı Mehmet Efe vb. gibi hikâyeleri de okuyordum. 1960 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümüne başladığımda Ord. Prof. Dr. Reşid Rahmeti Arat, Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan, Prof. Ahmet Hamdi Tanpınar, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Doç . Dr. Faruk K. Timurtaş, Doç. Dr. Ömer Faruk Akün, Dr. Muharrem Ergin, Dr. Ali Alpaslan, Prof.Dr. Ahmet Ateş gibi hocalardan Türk Dili Tarihi, Türk Lehçeleri, Eski Türk Edebiyatı, Yeni Türk Edebiyatı, Anadolu ve Rumeli Ağızları ve Farsça dersleri aldım. 1963 öğretim yılında da Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünün 3. Sınıfına dikey geçiş geçiş yaptım. Burada da Prof. Dr. Hasan Eren, Prof. Dr. Saadet Çağatay, Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Prof. Dr. Ahmet Temir, Prof. Dr. Vecihe Hatipoğlu, Prof. Kenan Akyüz, Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu gibi hocalardan Türk Dili, Türk Lehçeleri, Eski ve Yeni Türk Edebiyatı, Anadolu ve Rumeli Ağızları, Moğolca dersleri aldım. 1967 yılında Prof. Dr. Ahmet Temir’in danışmanlığında “Moğolların Gizli Tarihi’nde Hâl Ekleri ve Cümlede Kullanılış Şekilleri” adlı tezim ile 1970 yılında “Edebiyat Doktoru” unvan ve pâyesini aldım. Bu arada Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nde “ilmî uzman” olarak görev yapıyor ve Türk Kültürü Dergisinin yayım işlerini (tashih ve matbaada basım) takip ediyor, aynı zamanda bu dergiye de yazılar yazıyordum. Ayrıca, aylık Bayrak, Kültür ve Türk Dili dergilerine de makaleler yazıyordum. 1974 yılında DTCF’ne “Dr. Asistan” olarak atandım.1976-1977 yılları arasında ABD’de Texas Tech University’de (Archive of Turkish Oral Narrative’de) misafir öğretim üyesi olarak bulundum. 1982-1989 yılları arasında Elazığ Fırat Üniversitesi, 1998-2000 yıllarında Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi’nde, 2003 yılında Kıbrıs Girne Amerikan Üniversitesi’nde, 1987-2006 yılları arasında da Kayseri Erciyes Üniversitesi’nde görev yaptım. 2006 yılında da yaş haddinden emekli oldum.

          Hayatımda bana bilimsel yön veren kişilerin başında rahmetli hocam (doktora babam) Prof. Dr. Ahmet Temir gelir. Ondan bilimsel çalışmanın sırlarını, edebî ve akademik terbiyeyi, sabrı, bilimsel çalışmanın ana yollarını öğrendim. Rahmetli Ahmet Temir, çok titiz, çalışkan ve üretken bir bilim adamı idi. Kimsenin özel hayatı ile ilgilenmez, dedi dokuyu sevmez, yalnız bilimle ilgilenir, çalışır ve üretirdi.      

                                                                     ***

**Onlarca kitap ve yüzlerce makaleniz var. Ömrünüzün belirli dönemlerinde özellikle dil mevzularında açmaza düştüğünüz oldu mu? Olduysa bu gibi tüketici durumlardan sizi güçlü çıkaran bir formülünüz var mıdır?

   Gülensoy: Yukarıda bahsettiğim gibi, bilim adamı olmanın en önemli yolu bilgi birikimi ve sabırdır. Bir konuyu yazmaya başlamadan önce mutlaka planını yapar, konu ile ilgili bibliyografyaya hâkim olmaya çalışır, eksiklerimi tamamlar, sonra da yazmaya başlarım. Bazen birkaç gün süren bu yazma işini bitirdikten sonra yazılanları satır satır gözden geçiririm. Daha sonra da yazdığım son metni bu sahanın en iyilerinden olan 5-6 arkadaşıma (okuyup, gözden geçirmesi ve varsa hatalarımı ve eksiklerimi belirtmesi ricası ile) gönderirim. Onlarda gelecek cevap sonunda da son kez gözden geçirir, yayımlanması için bir dergiye gönderirim. (Ben de bir insanım. Profesör olmak her şeyi mutlaka bilmek!” değildir. Bir de artık 82 yaşıma geldim; eskisi kadar dikkatli de değilim.!)

                                                                      ***

**Birlikte çalışmak isteyip de ayni dönemde olmadığınız veya aynı dönemde olup da bir araya gelmediğiniz isimler var mı?

     Gülensoy: Ben bir Türkolog-Mongolist ve Altayist olarak makaleler yazdım, tebliğler sundum; eserler kaleme aldım. Aynı çağlarda yaşayan tarihçi (İbrahim Kafesoğu, Mehmet Altay Köymen, Faruk Sümer, Bahaddin Ögel), sanat tarihçisi (Beyhan Karamağaralı), felsefeci, sosyolog (Fethi Gemuhluoğlu), dilci (Abdülkadir İnan, Agop Dilaçar), edebiyat uzmanı (Fevziye Abdullah Tansel), siyasetçi (Alpaslan Türkeş, Dr. Fethi Tevetoğlu), kütüphaneci (Adnan Ötüken, Müjgân Cunbur), basımevi sahibi-Bayrak dergisi sahibi (Hami Kartay) gibi çok değerli insanları tanımak şerefine nâil oldum. Daha adlarını sayamadığım pek çok değerli insanı yakından tanıdım ve fikirlerinden yararlandım. (Bu da herkes nasip olmamıştır.)

                                                                     ***

**Özellikle bugün Gülensoy dendiğinde yapılan yüzlerce Türklük bilimi çalışmasının kaynakçasında yer bulan tüm eserleriniz içinde ilk olarak “Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Köken Bilgisi Sözlüğü” akla geliyor, sizin için o eser ne anlam ifade ediyor? Bir evladınız olarak mı kabul edilmeli?

       Gülensoy: Bu sözlüğü 6 yıl gibi çok uzun bir zamanda, yalnız başıma hazırladım. O zamanlar Erciyes Üniversitesi’nde öğretim üyesi idim. Derslerimin dışında, teneffüs aralarında bile sözlüğümün yazım işi ile uğraşıyordum. Geceleri evde, tatil günlerimde de hep sözlükle uğraştım. Bilgisayarı kullanmayı pek iyi bilmediğim için birkaç kez de yazdıklarım kayboldu… İşte o zamanlar kahroldum. Neyse ki bu işlerden anlyan meslektaşlarımın yardımı ile durumu kurtardım. Bu eser, benim (öteki eserlerim de dahi) evlâdım gibidir. Elimde nasıl büyüdüğünü ve nasıl olgunlaştığını bugün mutlulukla hatırlıyorum.

                                                                   ***

**Bugün etimolojik sözlük çalışmalarında birçok farklı düşünce var. Özellikle yakın zamanda her şeyiyle Türkçeyi içine alacak bir sözlüğün yarım asırdan fazla özel bir programla olabileceği fikri dillendirilmişti. Binlerce yıllık geleneğe sahip bir dilin sözcükleri için tam bir sınır çizilemeyeceği açıktır fakat siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yani Gülensoy sözlüğü ya da diğer hocalarımızın dönemsel yahut genel Türkçe etimolojik sözlükleri yeterli midir? (Eğer yeterli değilse) Bu alana büyük bir eser bırakmış Gülensoy’un bu tür çalışmalar için tavsiyesi nedir?

     Gülensoy: Etimolojik Sözlük (Köken Bilgisi Sözlüğü) hazırlamak bilgi birikimi ve uzmanlık isteyen çalışmadır. “Kes yapıştır!” ile sözlükçülük yapılamaz. Hele Türkçenin “Etimolojik Sözlüğü”nü hazırlamak için Türkçeyi çok iyi bilmenin yanında Türkçeye akraba dil olan Klasik  Moğolcayı da bilmeniz gerekir. Fazla olarak Farsça ve Arapçaya da hâkim olmak zorundasınız.

       Benimkinden önce yazılmış olan Etimolojik sözlüklerin hemen hepsinde Türkçe kökenli pek çok kelime gözden kaçırılmış sözlüklere alınamamış ya da bu Türkçe kelimeler köken olarak (Farsça, Ermenice, Rumca, Slavcaya) bağlanmak istenmiştir. Benim sözlükte bu tür yanlış yönlendirmeler, yanlış bilgiler düzeltilmeye çalışılmıştır.

                                                                     ***

**20’li yaşlarınızdan bu yana akademik camiada bulundunuz, yurt içi ve dışında bölümler, kürsüler kurdunuz. Yaptığınız ve yaptırdığınız çalışmalara bakarak dil ve edebiyatı bir arada tuttuğunuzu söyleyebilir miyiz? Özellikle günümüzde ihtisas olarak ayrılma gayretinde olunan bu bölümler için keskin çizgiler verilebilir mi?

        Gülensoy: Türkoloji eğitimi görmüş bir Türkolog, Türk dili, edebiyatı, halk bilimi, mitolojisi, efsaneleri, destanları, masalları sanatı, bilmeceleri, atasözleri, onomastiği (kişi ve  yer adları), tarihi ve kültürü hakkında da bilgi sahibi olmalıdır. Ben bu konuya geniş gözlükle bakmışımdır. Yayınladığım eser, makale ve tebliğlerde de bu durum görülür.

                                                                      ***

**Bugünün Türklük bilimi içerisinde Gülensoy bir Türk edebiyatçısı mıdır yoksa Türk dilcisi midir? Yani iki alandan en çok hangisi sizin ruhunuzda derin bir etkiye sahiptir?

        Gülensoy: Ben Türklük bilimi çalışmaları içinde Türk dili tarihi, mitoloji, destan, efsane, masal, ağız derleme ve yorumlamaları, sözlükçülük, biyografi yazarı, bibliyografya derleyicisi olarak yer aldım. “Türkçe El Kitabı” adlı eserim zengin bir malzemeyi içine alır. “BARBAR TÜRKLER” ile “ Ve…Tanrı Türk’ü Yarattı”  adlı kitaplarım Türkolojinin bütününü verir.

                                                                    ***

**Özellikle Türk dili çalışmalarında akraba dillerin Moğolcanın belki Japonca, Korece ve hatta Fin dillerinin yeri hususunda neler söylemek istersiniz? Türk dili alanında çalışacak genç araştırmacılar için ilk ve en önemli ikinci akraba dil sizce hangisi olmalıdır?

        Gülensoy: Bir Türkoloğun mutlaka bilmesi gereken Klasik Moğolcadır. Ahmet Temir’in tercüme ettiği “Moğolların Gizli Tarihi” ile Tuncer Gülensoy’un tercüme ettiği “Altan Topçi” adlı Moğolca eserler, Orta Asya Türk-Moğol tarihi kadar Türkçe-Moğolca ilişkileri üzerine de geniş bilgiler vermektedir. Bir Türkoloğun kütüphanesinde mutlaka bir “Moğolca-Türkçe Sözlük” de bulunmalıdır. (Böyle bir sözlük, TDK tarafından yayımlanmıştır.)

                                                                 ***

**Tekrar akademik hayatınızın ilk yıllarına dönseniz şu an yaptıklarınızdan daha farklı neler yapmak isterdiniz? 250’den fazla çalışma bırakan bir Gülensoy için özellikle Türk dili alanında uğraşmak istediği ama uğraşamadığı herhangi dönem ya da konu kaldı mı?

         Gülensoy: Klasik Çinceyi öğrenmek isterdim. Çünkü pek çok eski Türkçe kelimenin Çin karakterleri ile nasıl yazılıp söylendiği Türkoloji için çok önemlidir. Bu konuyu işleyen  “SİNO TÜRCİCA-II”   adlı bir makalem, Türk Dili Dergisi’nin  2020 Kasım sayısında yayımlanmıştır.

                                                                ***

**Özellikle Türkiye Türkçesinin bugünkü kelimeleri göz önüne alınırsa etimolojik çalışma yapacak bir araştırmacının hâkim olması gereken ilk beş yabancı dil sizce hangileridir?

         Gülensoy: Türkçenin etimolojik sözlüğünü hazırlayacak bir Türkolog öne Türkçenin bütün dönemleri hakkında geniş bir bilgiye sahip olmalı; bütün Türk lehçe ve şivelerini bilmelidir. Yabancı dil olarak da 1. Çince; 2. Moğolca (Klasik ve Modern Moğolca); 3. Arapça; 4. Farsça; 5. Rusça’yı bilmelidir.

                                                                ***

**Yarım asırdan fazla hizmetinde bulunduğunuz bu köklü dilin ve edebiyatın bilhassa küçük dimağlara nakli hususunda temel konumdaki öğretmenlerimizi yetiştiren kurumların, özellikle eğitim fakültelerinin, bugün yalnızca dört temel dil becerisi üzerine yoğunlaşma gayretini nasıl yorumluyorsunuz? Türklük bilimi üzerine sizin gibi hizmeti büyük kimseler bu durumu Türkçe ve edebiyat öğretecek bireylerin Türk dili ve edebiyatını tam tanımadan sahaya indirilme gayreti olarak yorumluyor, bu konu hakkında sizin fikriniz nedir, eklemek istediğiniz bir husus var mı?

         Gülensoy: Eğitim fakültelerinde yalnız “Öğretmen” yetiştirme programları olduğu için, (mesela Eski Yazı Osmanlıca, Hat Sanatı, Türk Dili Tarihi “Biyografi, Bibliyografya”)  dersleri verilmemektedir. Bu da bana göre bir eksikliktir.

                                                                          ***

**Şimdiki sorumuzu özellikle biz gençlere aile hayatında yaşadığımız zorlu süreçlerde örnek olması için soruyoruz: Akademik hayatta onlarca yerde bulundunuz, her gittiğiniz yerde onlarca çalışmaya imza attınız. Bu kadar zaman alıcı uğraşlar esnasında şüphesiz aileniz de sizinleydi, bu yoğun çalışma hayatında Hatice hocamızdan büyük sitemler işittiniz mi? Eşiniz bu çalışmaların neresinde kabul edilmelidir?

         Gülensoy: Eşim Hatice Gülensoy, Erciyes Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü mezunu olup, aynı zamanda çocuk kitapları yazarıdır. T.C. Millî Eğitim Bakanlığ ile Kültür Bakanlığı tarafından yayımlanmış “Nasrettin Hoca: Kabak ve Ceviz”, “Nasrettin Hoca: Hoca ile Dilenci”; “Keloğlan Hikâyeleri: HİÇ”; “Tunceli’de Munzur Efsanesi”; “Tunceli’de Buyur Baba Efsanesi” (2. Baskısı 2020, Kültür Bakanlığı); “NEVRUZ”, “Dede Korkut Hikâyeleri BOĞAÇ HAN DESTANI” (2020, MEB.) adlı resimli kitapları; pek çok sempozyuma sunduğu bildirileri ve pek çok dergide yayımlanmış makaleleri vardır. Kendisi aynı zamanda bir şâir olup “TUVALLER  adlı bir şiir kitabının sahibidir. Yani, sözün özü “Hatice Hanım da Türklojinin içinde yer alan bir Türk kadın yazardır.”

                                                                        ***

**Son olarak Türklük biliminin kıymetli ustası Gülensoy’un, dil ve edebiyat dergisi olarak biz Gözlük Dergisine tavsiyeleri nelerdir?

            Gülensoy: Dergicilik zor bir iştir. Sürekli yayın yapabilmek için, iyi yazarlar, şâirler, sanatçılar, hikâyeciler, romancılar, sanat tarihçileri ve tarihçiler ile  işbirliği yapmak gerekir. Sizlerin  bu çabada yolunuz açık olsun, başarılar dilerim.

                                                                       ***

**Söyleşi isteğimizi kabul ederek bizleri onurlandırdığınız için tekrar teşekkür eder, kalbî muhabbetlerimizle ellerinizden öperiz.

           Gülensoy: Ben de sizlerin gözlerinizden öperim. Bahtınız açık olsun!


UYARI: Bu söyleşi Gözlük dergisinin 2020 Kasım – Aralık sayısında yayınlanmıştır. Kaynak göstermeden alıntı ve paylaşım yapılması telif hakkına tabii tutulacaktır. İlgili sayıya aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.

Gözlük Dergisi / Sayı 5-6 / Kasım-Aralık (2020)

Yorum Ekle